BU LİNKTE (
http://www.pietrocristini.com/gondola_toscana_storia.htm
) BULUNAN TARİHÇEYİ İTALYANCADAN TÜRKÇEYE ÇEVİRMEK İÇİN YARDIM
TALEBİMİ GERİ ÇEVİRMEYEREK, TERCÜMEYİ YAPAN ROMA
BÜYÜKELÇİLİĞİNE ŞÜKRANLARIMI SUNAR, KENDİLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR
EDERİM.
TOSCANA GONDOLU (1890)
Gondola Toscana
İtalyanın
orta-batı kesimindeki bölge TOSCANA adıyla anılıyor. Batıda
Tiren Denizi, doğuda Manche ve Umbria bölgeleri, kuzeyde
Emilia-Romagna bölgesi, güneyde ise Roma bölgesiyle sınırlı olan
Toscana için “stilin ve uyumun vatanı” yakıştırması yapılıyor.
Şaraplık üzüm bağları ve zeytinliklerle kaplı Toscana öyle bir
bölge ki, orada her şey birbiriyle sonsuz bir ahenk içinde akıp
gidiyor.
Genel biçiminden de fark edilebileceği üzere, Toscana
gondolu ile Venedik gondolu arasında benzerlikler
bulunmamaktadır. Ancak geçmişe doğru bir araştırma yapılırsa,
beklenmedik hususlar keşfedilir. Nitekim “gondol” çok eski bir
kelimedir. Kelimenin belgelenen ilk ortaya çıkışı 1094’e,
Venedik’e uzanır. Ancak 1246’da Genova’da, Tunus’a karşı yapılan
haçlı savaşında Fransız ordularının taşınması için gemilerin
kiralanmasında ve (deniz tarihçilerine göre) Fransa Kralı 9.
Luis’in adamlarıyla Genova Cumhuriyeti arasında yapılan ünlü
temaslarda kullanıldığı da görülmektedir. En büyük gemilerden
bir tanesinin kira sözleşmesinde, gemide dört sandalın
bulunmasının, bunlardan en küçüğünün ise bir gondol olmasının
gerektiği yazılıdır. Fransız kralı 9. Luis 1268 yılında haçlı
savaşına çıkar ve bu iş hayatına mal olur. Genovalılarla
düzenlenen sözleşmelerin birinde, çok da küçük olmayan 12
kürekli bir gondolun bu vesile için tahsis edildiği
belirtilmektedir. Pisa şehrinde de 1261 tarihinde bir geminin
servis kayığı olarak gondolun bulunduğunu görmekteyiz.
Bu kısa hususlardan, gondolun büyük gemilerin servis
kayığı olarak, bunlardan bağımsız olarak da insan ve yük
taşımacılığı için kullanıldığını, tüm İtalya kıyıları boyunca da
oldukça yaygın olduğu tahmin edilebilir.
Tipik bir Venedik kayığını adlandırmak için kullanılan
“gondol” kelimesi, 1500’lere doğru ortaya çıkmıştır. Nitekim bu
kelime o zamana kadar genel bir anlam içermekte ve bununla yük
taşımacılığı kastedilmeydi. Venedik gondolu, özellikle Venedik
kanallarındaki gezintiler için geliştirilmişti.
Venedik’teki kullanımın haricinde, gondol bir hizmet
kayığı olarak yerini korur. ‘400‘lerin Provans belgesinde
ağaçtan, küreklerden ve direklerden oluşan bir gondoldan
bahsedilir. Günümüze yakın zamanlarda sadece yukarı Tiren
denizinde gondollar hakkında bazı kaynaklara rastlanmaktadır. De
Negri tarafından yayımlanan, 1746 yılında yapılan bir
araştırmada Ligurya bölgesinde 23 adet gondol bulunmuştur.
Bunlar, ortalama 7 tonluk taşıma gücüne sahiplerdi, 3 ila 4 kişi
taşıyabiliyorlardı. Bunlar açavele gönderli yelken ile
donatılmışlardı.
Burada planlarını sunduğum gondol 1890 yılında inşa
edilmiştir. Sağlam ve 8.18 m uzunluğunda üzeri açık bir
kayıktır. 3.6 uzunluğundaki normal küreklerden beş çift ıskarmoz
ile pupasında daha kısa kürekler için ( 2.5 m) bir çift ıskarmoz
bulundurmaktadır.
Bu gondol, yelken düzenini rüzgârın gücüne daha iyi
uydurmak için direklerden ve antenlerden (serenlerden) oluşan
malzemeye sahipti. İki direk 5,10m (civarda direği) ve 6,50 m,
antenler (serenler) ise 8 ile 9,90 m uzunluktadır. Çizimde
yelken düzeni hafif rüzgârlar için daha büyük bir ağaçla
gösterilmiştir. Küçük direk daha büyük olana göre
güçlendirilmiştir. Bu durumda direği tutan “desteğin” yeri
pupaya doğru değiştirilebiliyordu, direğin geçtiği “delikte”,
birinci yerine ikinci sıradaki pruvaya demir iki destekle
sabitleniyordu.
Rüzgâr kuvvetinin değişmesiyle anteni ve yelkeni
değiştirme geleneği Akdeniz-Latin yelkenli gemileri arasında
oldukça yaygındı. Direğin değiştirilmesi hakkında ise bir bilgi
elimizde bulunmamaktadır.
Palangalı birkaç halat da uzun yolculuklar için monte
ediliyordu.
1930’lu yıllara kadar bu gondol balıkçılık için
kullanılıyordu. Sardalye ve hamsi balığı avlamakta kullanılan
ağın, uzunluk bakımından bir sınırı yoktu. Kare şeklinde olup,
birçok parçadan oluşmaktaydı ve 12 ila 20 metre arasında bir
derinliğe sahipti.
Balıkçılık daha çok geceleri yapılmaktaydı. Pupa’da
yakılan ve canlı bir ışık veren bir lamba ile balık avlanırdı.
Sardalye ve hamsi balıklarının geçiş dönemi olan yaz aylarının
dışında bu sandallar diğer küçük balıkları yakalamak ve az
sayıda da olsa yük ve insan taşımacılığı için de
kullanılırlardı. Görevleri bakımından Tiren sandalları, Campanya
sandalları ile Sicilya sandallarıyla aralarında bir bağ
bulunmaktadır.