Üç çifte kürek Piyade kayığı ( 1855 )
Ottoman
caique - Piyade
“Ürkütmeden
yanlarına yaklaşabilen martılar kadar hafif ve uçarı”
M.de Blowitz
|

1855 Tarihli orijinal Piyade kayığı
planı |

Kayık adı altında toplanan
hafif, zarif şehir teknelerinin asıl temsilcisi, bu
taşıt olsa gerekir. Yani kayık denince, akla piyadenin
gelmesi beklenir. Kayıtlarda Piyade kelimesine en erken
rastlanan tarih 1681 senesidir. Bu tarihte kayıkların
ücretlerine dair bir belgedeki sıralamada kayık isimleri
listesinde piyade ismi yazmaktadır. Sadece Boğaziçi’nde
kullanıldığı bilinse de, XVII. asır sonları ile XVIII.
Arasında Fırat nehri üzerinde yapılan taşımacılıkta
kullanılan araçlar arasında piyade ismi de
zikredilmektedir. XVIII asırla birlikte rağbet bulan
piyadeler son döneme kadar varlıklarını muhafaza
etmişler ancak, sandalların çoğalmaya başlaması ve
tercih olunmasıyla yavaş, yavaş ortadan kalkmışlardır.
1910 tarihli bir nizamnamede “Piyade tabir olunan yük
kayıklarının” ibaresi geçmekte ve artık piyadenin XIX.
Asırda zarafet simgesi konumundan yük kayığı konumuna
düştüğü gösterilmektedir. Halk arasında piyade
kayıkları, hanımiğnesi veya yalandili olarak ta
anılmakta idi.
|
|
Model 1/24 ölçekte
Fatih KARALAR tarafından inşa edilmiştir. Modelin
boyu (LAO) 58,5 cm, genişliği ise 5 santimetredir.
Model ve modelin üzerindeki aksesuarların tamamı modelci
tarafından yapılarak hazır hiç bir malzeme
kullanılmamıştır. Borda sarımında ramin, diğer
bölümlerde gürgen, Ayaus ağaçları
kullanılmıştır. Model airbrush ile boyanarak mat
vernik ile sonlandırılmıştır. Piyade kayığının 1855
tarihli orijinal planı "Souvenirs de marine"
koleksiyonundan alınmıştır. Bu orijinal plan modelci
tarafından bilgisayar ortamında analiz edilerek hata
kontrolü yapılmış ve sapma yapmadan model planı
çizilmiştir. Tarihsel dokümanlardan ve orijinal plan
üzerindeki verilerden toplanan bilgilerle model ve
aksesuarlar şekillendirilmiştir. Modeldeki renkler
planda bahsi geçen orijinal renklerdir. Renkler planda
Fransızca yazıldığı için model Fransızca bir renk
kartelası kullanılarak renklendirilmiştir. |
--------------------------------------------------------------------------------------------------
|

|
Kayık hakkında verilen genel fiziki
bilgiler şöyledir. Üç çifte piyade kayığının uzunluğu,
Par Le Vice - Amiral Paris koleksiyonunda bulunan, 1878
yılında çizilen planda boy 14 m, en 1,24 m, derinlik ise
69 cm olarak verilmiştir. Kayığın arka kısmı geniştir,
ön tarafa doğru gittikçe daralır ve keskin bir demir
uçla son bulur. Kayık içten ve dıştan birbirine tam uyan
ve böylece mükemmel bir düz zemin oluşturan ince
akgürgen (kayın) ağacından kaplanmıştır. Genellikle üç
çiftelerin dış kısmı siyaha boyanıp, diğerleri sadece
yağlanıp, verniklenmiştir. İçerisi boyanmamıştır. Vernik
sürülmüş tahtadan bu kayıklar hep açık, koyu sarı veya
tahini renkte görünür. Kayığın arkasında, hem
hizmetçilerin oturmasına hem de dolap olarak
kullanılmaya yarayan bir kısım bulunmaktadır. Piyadeler
bir, iki, üç ve nadiren de olsa dört çifte kürekli
olabilmekteydiler. Kürekler hiçbir zaman boyanmamakta,
yuvarlak ve düz olmaktadır. Ancak elle tutulan yerden
ucuna kadar eşit kalınlıkta değildir. Kürek palaları
yassı olup gittikçe artan bir genişlikle balık kuyruğuna
benzer bir şekil alarak son bulmaktadır. Kürekler ağaç
çivilere geçen yağlı meşin sırımlara takılı olarak
işler, bu ağaç çiviler sürtünmeyi mümkün olduğunca
azaltmak için en sert şimşir ağacından yapılmıştır ve
ancak parmak kalınlığındadır. |
|
 |
|
Tarihi
yağlı boya tablolar |
|
Kürekçiler koyun
postu üzerine otururlar, umumi kayıklarda çoğunda
yolcuların rahat etmesi için at kılı bir minder veya
küçük bir halı parçası da bulundurulmaktadır. Bu
kayıklarda daima bir testi su da bulunmaktadır. Kayıklar
sahildeki halkalara deri bir gaytanla bağlanmakta ve bu
gaytan korumak amacı ile daima yağlanmaktadır. Bu
kayıklara XVIII. Asır sonlarında yelken takılmaktaydı,
ancak yelken kayığın devrilmesini kolaylaştırdığı için
yelken takılması yasaklanmıştı. 1910 tarihinde çıkarılan
bir nizamnamede kayıkçıların halen yelken kullanmakta
ısrar ettikleri görülmektedir. Piyadelerin bazıları
safra kullanmakta ve bu iş için büyük bir mermer parçası
bulundurmakta, içindekilerin tedbirsizce yer
değiştirmesiyle bile devrilebilen bu ince ve zarif kayık
böylece emniyete alınmaktaydı. Her
kürek vuruşunda geri çekilip neredeyse yatay konuma
gelen kürekçiler, bu ağır sapları çapraz olarak
birleştirip on iki karıştan fazla yukarı kaldırırlar. Bu
da yine sağdaki alta gelecek biçimde çaprazlamasına
kürek çekmeyi gerektirir. Dolayısı ile taşıtın dengede
kalması isteniyorsa, içinde oturanlar ağırlıklarını
biraz sola vermelidirler.
|

Tarihi yağlı boya tablo |
|
XIX. Yüzyılda İstanbul’da bulunan Amerikan elçisi Cox anılarında
“ Yolcular kayıkta yere serilmiş bir Türk halısı ya da kırmızı
bir minder üzerine otururlar. Kayıklar uzun ve dardır,
yolcuların her hareketinden etkilenir. Sinirli kişiler bunlara
hiç binmemeli. Fakat Türk kadınının, yaratılışına uyan ihtiyatlı
bir yürüyüşü ve oturduğu yerden hiç kımıldamayan bir hali
vardır. Bu hafif kayıklar, çoğunlukla insana bir cisim değil,
bir hayal hissi verir, kenarına örtülmüş olan ve hemen suya
dökülecekmiş gibi duran sırma saçaklı al çuha Boğazın zengin ve
çeşitli renkleriyle ışıldar, kayık bu örtüsü ile ve kendisine
yakışan onurlu duruşuyla, azamet veren yolcuları ile görkemli
bir manzara gösterir. |
|

Tarihi yağlı boya tablo |
Yabancı seyyah ve gezginlerin diliyle Boğaziçi’nin
vazgeçilmezlerinden olan Piyade kayığı, birer su perisi, suların
başına taç ettiği birer nazlı efsane olarak nitelenmektedir.
Piyadeler, ağır başlı, vakarlı, incelmiş bir medeniyetin elinden
çıkmış bu rüya ve hülya beşikleri, sanki insan hünerinin değil
de, Boğaziçi sularına Allah’ın bir lütfü idi. İki ve en fazla
altı kürekli olan piyadeler, ince ve hafif olmalarından dolayı
Boğaziçi’nde güzelliklerini, cazibelerini duyura, duyura
fevkalade bir hızla su üzerinde kayar giderdi. Boğaziçi’nde
doğmuş bir mahlûk, bu suların içende baş çıkarmış bir deniz peri
gibi, köyleri ve kıyıları birbirine bağlayan bu tekneciklerin,
arka taraflarıyla sağ ve sol küpeştelerinden sulara sarkan sırma
ve kılaptan işlemeli kadife ve ipekten örtüler bulunurdu. Bu
örtülerin rüzgârda uçmaması için pirinçten, nikelden veya
gümüşten takılmış toplar, balıklar, denize kadar sarkarak adeta
sularla cilveleşirdi.
|
|
İngiliz Mineraloji profesörü Cambridge Piyadeleri bu
hafiflikleri ile Thames’ın teknelerinden daha hızlı ve
Venedik gondollarından çok daha güzel bulur. Üstleri
açık olduğu halde bu kadar süslemeyi nasıl
yaşatabildiklerine şaşar. |
|
İstanbul da yaşamış
birçok ressama ilham kaynağı olmuş bu teknenin İstanbul
kıyılarında resmedilmiş birçok tabloda yer almaktadır. Özellikle
meşhur eski İstanbul ressamlarından olan Maltalı Amadeo Preziosi
tablolarında detaylı Piyade kayığı resimleri görmek
mümkündür.
|

|
Piyade ismi zikredilen çeşitli dizeler.
*İki çifte bir piyade, bindim kıçına,
Gittim fulya bahçesine, güller içine
İbrahim ağa
*Ismarlayıp 3 çifte yalandili piyade,
Mehtap idelim bu gice, ey mah-ı felektab.
Enderunlu Vasıf
*İdip üç çifte bir nazik piyade şimdi amade,
Hele tab’ımca zevk itdim bu gün ben dar-ı dünyada
III. Selim
-----------------------------------------------------------------------------------------------
NOT: Piyade kayığının tarihi tablo ve model resimlerinden oluşan enstrümantal tanıtım sunusunu bilgisayarınıza indirmek "download" için tıklayınız. Bu sunu aynı zamanda ekran koruyucu "screensaver" olarak kullanılacak şekilde tasarlanmıştır. İndirdikten sonra lütfen kurulum yönergesini takip ediniz.
NOT: Piyade kayığının model yapım tekniklerini incelemek için tıklayınız.
|
|
|
|
|
|
|